Pazartesi, Ocak 14, 2008

game over oldum



Ve sonunda tembelliğim meyvelerini vermeye başladı. Bu sefer büyük yumruk yedim. Yarım dönem devam etme ayrıcalığına ermiş olduğum Boğaziçi Üniversitesi felsefe yüksek lisans programından notlarımın düşüklüğü nedeniyle atılıyorum. İyi felsefe yapmak için yeterince çalışkan bulunmadım. Üniversite kuralları gereği, tek bir ders notumun F olması ve dönem ortalamamın 2.5/4'ün altında olması nedeniyle ilişiğim kesiliyor, ve ikinci bir şans verilmiyor. Boğaziçi üniversitesi insan elemeye olan bu eğilimini, yüksek standartlara bağlılıkla açıklıyor. Yıldız öğrenci sistemi benim gibi dalgasında ama mutlu öğrenme tutkunlarını şutlamaktan çekinmiyor. Eğer ortamdaki en iyisi olmak gibi bir niyetim yoksa öğrenme isteğim kuşkuyla karşılanıyor.

Durum bu. Kendimi nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Yanlış birşey yaptığıma inanmalı mıyım? Ya da eksik birşey yaptığıma? Diğer profesörlerden görece daha anlayışlı olan bir doçente bana bu konuda yardım edip edemeyeceğini sordum. Bana daha önceden bir şans verdiğini, fakat bunu yerine getirmediğimi (Geç ödev teslim etmemden bahsediyor) şimdi de çalışkan öğrencilerinin hakkını yiyemeyeceğini, hakkım olan neyse o notu alacağımı söyledi. Çalışkan öğrencinin hakkı benim sınıfı geçmem durumunda nasıl yeniyor anlamadım, ama hepimizin birer rakip olarak görülmesiyle alakası olabilir diye düşünüyorum. Ya da eleme sistemindeki adaletsizliği farketmeyen iyiniyetli liberaller adaleti yüzeysel eşitlikte arıyor olabilir mi? Adaletsizliğin eşit dağıtımını adalet olarak algılıyor olabilirler mi?

İçimden bir ses bir işte çalışmadan tam mesaiyle felsefe yüksek lisansı yapmaya devam edebilecek maddi gücüm olsaydı bu sorunları yaşamayacaktım diyor.

Neyse... toparlıyorum.... İyi tamam öyle olsun! Tembel Ard'ın entellik kariyerini durdurabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz :) Bakarsınız bir gün Ard'ı felsefe bölümünden atan insanlar olarak tarihe geçersiniz! :)) ha ha ha...



4 yorum:

Adsız dedi ki...

Hayatta başıma gelmesinden en çok korktuğum şeyler arasında yer alan "robot beyinli olmak" malesef bir çok akademisyene bulaşmış bir hastalık. Senin denk geldiğin (aslında pek denk geldiğin de denemez bunların %80-90 'a yakını böyle)akademisyenler de robotlaşmış. Aklında sürekli aşağıdaki bilgisayar kodu çalıştırıyor:

if (Tembel ard < 2.5)
print ("sıçtın");
else
print ("devam")

if (torpil==True)
print ("yusuf yusuf");


Tam olarak böyle de değil aslında, onlarınki birazcık "spagetti code" olmuş, içinden çıkılmaz bir halde.

Düşünme yetileri yok! "Dersini çalışırsın, ineklersin, aksi halde kalırsın. " Kendileri hayat boyu sadece sınavlarda başarılı olduklarından (sadece otladıklarından), tek ölçüm kriterleri bu. Hele senin hocalar sözde felsefeci olacaklar. YUH!!!

Aslında söyleyeceklerim bitmedi, ama buraya 2-3 sayfalık yorum yazmak doğru olmaz diye düşünüyorum. Ayrıca üslubum, içimdeki öfkeyi kusabilecek bir duruma her an gelebilir.

Sen canını sıkma abi, onlar kaybeder; göreceksin.

öküz perspektif dinlemez..! dedi ki...

hepimiz tembeliz!

Adsız dedi ki...

Hakan'a kesinlikle katilmiyorum.. ve ayrica Alper senin de "Çalışkan öğrencinin hakkı benim sınıfı geçmem durumunda nasıl yeniyor anlamadım, ama hepimizin birer rakip olarak görülmesiyle alakası olabilir diye düşünüyorum." cumleni saskinlikla okudum. Harbi boyle bir seyi nasil dusunursun aklim almiyo.. ama burdan tartismayalim.. ben Istanbul'a gelince arayim da bi bulusalim ya..orda konusuruz :)

Bu arada bu olayi da burdan duydum, harbi uzuldum.. hani boyle bisi hic olmazmis gibi geliyodu bana.. harbi oldu yani..cidden garip oldum..

Tembel Ard dedi ki...

Niye abi, ben Hakan'ın yazısına çok güldüm halbuki :))